Kayısı / Kayısı ile İlgili Şiirler


ŞİİRLER
 
MALATYA-MALATYA 24
 
Malatya Malatya bulunmaz eşin
Gönülleri coşturur Ay’la Güneş’in
 
Yurda salar mis kokulu peteklerini 
Süslemiştir Beydağı’nın eteklerini
 
Malatya’yı baştan başa çiçek bürüdü
Tanrı takmış alnına yeşil zümrüdü
 
Kayısı gibi al al olmuş benekli misin?
Derme gibi akışın var Kernekli misin?
 
Malatya Malatya bulunmaz eşin
Gönülleri coşturur Ay’ın Güneş’in
 
Gel arkadaş kol kol(a) gönül dağına 
Başlayalım üç ayaklı kıvrak oyuna
 
Nakarat: Anom anom anom anom Kernekli misin? 
Kerneğ’e gelmeye de gardaş yeminli misin? 
 
Ahmet Şentürk Bey, “bazı yerlerde şairi belirtilmeyen bu şiir, öğretmenimiz merhume Melahat Sezener tarafından kaleme alınmıştır. Gayet iyi hatırlıyorum” demektedirler. Şiirin sözlerinde zamanla bazı değişiklikler olmuştur. Birinci beyitin ikinci mısrasının son iki kelimesi bazılarınca “Ay’ın Güneş’in”, bazılarınca da “Ay’la Güneş’in” şeklinde söylenmektedir. Nakarat, genellikle her beyitten sonra tekrarlanmaktadır. Yine tamamı nadir olarak okunmaktadır. Şiirin tamamı, “Malatya 1973 İl Yıllığı”nın 120’nci sayfasında neşredilmiş, söz yazarı belirtilmemiştir.
 
24 Bu şiir Malatya Lisesi Türkçe ve Edebiyat Öğretmeni Melahat Sezener tarafından 1930’lu yıllarda yazılmıştır. Melahat Sezener 1932 yılında geldiği Malatya’da 1950’li yıllara kadar öğretmenlik yapmış ve Malatya kültür hayatına çok önemli katkı sağlamıştır. 
25 Gazeteci-Yazar Celal Yalvaç’a ait arşivden alınmıştır.
 
 
BİR KİL TABLETİNDE KAYISI İLE İLGİLİ DİZELER 26
 
Evren, Anu (Gök Tanrısı) tarafından 
Yeryüzü, evren tarafından
Akarsular, yeryüzü tarafından 
Dereler akarsular tarafından 
Ve küçük kurt, bataklıklar tarafından
Yaratıldıktan sonra 
Küçük kurt, ağlaya sızlaya
Tanrı Şamaş’ın huzuruna vardı
Yaşlı gözlerle dedi ki:
“Bana vereceğin besin ne ola?”
“İncirli kayısı senin ola.”
“Bunlar ne ki benim için?” 
İncirli kayısı ha!
Bırak ta hiç olmazsa
Dişle diş etinin arasına sokulayım
Azı dişlerinin içine yerleşeyim....
 
26 Yusuf Atuğ, bu metin, tahmini olarak M.Ö. 1000 yıllarında, Babillilere ait olduğu sanılan bir kil tabletinde yazılı olarak bulunmuştur. Aramca (Süryanice’nin temelini oluşturan dil) yazılmıştır (www.suryaniler.com/yazarlar_ yusuf4.asp Erişim Tarihi: 27.06.2003). 
 
KAYISI ÜZERİNE YAZILMIŞ ŞİİRLER-8
 
SARI SEVDA 42
 
Benim alınyazımsın kaysım, sarı incim
Seninle derinleşti
Çilem, korkum, sevincim.
 
Cennetten mi uzattın yeryüzüne elini?
Söyle nasıl da seçtin
Yurdun en güzelini?
 
Sen bir “Sarı sevda”sın tüm dünyanın dilinde 
Benim alın terimde
Gelinimin elinde, kızımın dantelinde.
 
Bu iklimin ruhu mu bu doyulmaz lezzetin ?
Yoksa Sultansuyu mu, Şahnahan mı, Derme mi 
O sarı sulu etin?
 
Dalları süsledin de şenlendi yine ilim
Sen taze Malatya’sın
Şafak yüzlü sevgilim.
 
Sevginle ışıldadı avucumdaki nasır
Seninle düştüm kalktım
Kim bilir ki kaç asır...
 
Üstüne titrediğim göz nurum, servetimsin
Sana nasıl doyarım?
Aşımsın, ekmeğimsin, şekerimsin, etimsin.
 
Geçen yıl üşüdün de çiçeklerin döküldü,
Ellerini dizine vurdu babam,
Üzüldü.
 
Mişmişin alı vurmuş gün yanığı yüzüme
Özüme dek işlemiş / Ben bu yurdu tanırım 
Mil çekseler gözüme.
 
Beydağı’nın gururla kollarına aldığı 
Bir ova ki Battal’ın narasını saklamış 
Ruhunu kucaklamış.
 
Bir ova ki,
Fırat’la sonsuz bir serüvene, sonsuz bir aşka dalmış
Çok uzak bir tarihin izleri renk renk kalmış.
 
Bir özenti içinde yaratılmış bu çehrem
Neden eğilsin, neden ?
Bir ova ki, güzellik fışkırır her nesneden.
 
Malatya’da ölürsem gam yemem ecelime
Ben ezelden tutkunum 
Yeşil feracelime.
 
42 Sabri Kelemeroğlu, Temmuz 1992. Hamle Gazetesi (Kayısı Özel Sayısı)